Hamza Yardımcıoğlu Açıkladı: “Nuh’un Gemisi Ağrı’da Değil, Cudi’de! Kanıtlar Açık ve Net”

Nuh'un Gemisi Nerede? & Geminin Koordinatları

İnsanlık tarihinin en köklü ve gizemli anlatılarından biri olan Nuh Tufanı ve sonrasında karaya oturduğu rivayet edilen Nuh’un Gemisi’nin yeri, yüzyıllardır süregelen bir merak ve araştırma konusu olmuştur. Kutsal metinlerdeki ipuçları, tarihi rivayetler ve modern bilimsel çabalar, bu devasa geminin izlerini sürmeye çalışsa da, kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu kadim bilmecenin peşine düşen araştırmacılardan biri olan ve çalışmalarıyla özellikle Türkiye’de geniş yankı uyandıran yazar ve araştırmacı Hamza Yardımcıoğlu, popüler inanışın aksine Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nda değil, Cudi Dağı’nda bulunduğuna dair iddialarını güçlü bir şekilde savunuyor. Yardımcıoğlu, Kur’an-ı Kerim’deki açık ifadelere, tarihi kayıtlara ve coğrafi gerçeklere dayanarak, geminin son durağının Şırnak ilimizdeki Cudi Dağı olduğunu belirtiyor ve bu konudaki kanıtlarını detaylarıyla kamuoyu ile paylaşıyor.

Popüler İnanışa Meydan Okuma: Neden Ağrı Dağı Değil?

Nuh’un Gemisi denildiğinde akla ilk gelen yerin Ağrı Dağı olması, büyük ölçüde Tevrat’ın Tekvin (Yaratılış) bölümündeki “Gemi… Ararat dağları üzerine oturdu” (Tekvin 8:4) ifadesinden kaynaklanmaktadır. Batı dünyasındaki araştırmaların ve popüler kültürün de etkisiyle Ağrı Dağı, geminin potansiyel konumu olarak adeta markalaşmıştır. Ancak Hamza Yardımcıoğlu, bu yaygın kabule şiddetle karşı çıkıyor ve bunun tarihi ve metinsel bir yanlış anlaşılma olduğunu savunuyor.

Yardımcıoğlu’na göre, Tevrat’ta geçen “Ararat Dağları” ifadesi, spesifik olarak bugünkü Ağrı Dağı zirvesini değil, çok daha geniş bir coğrafi bölgeyi, yani antik Urartu Krallığı’nın hüküm sürdüğü toprakları işaret etmektedir. Bu bölge, Doğu Anadolu’nun geniş bir kısmını ve Cudi Dağı’nın bulunduğu alanı da içine almaktadır. Dolayısıyla, Tekvin’deki ifadenin doğrudan Ağrı Dağı’nı işaret ettiğini söylemek, Yardımcıoğlu’na göre metnin hatalı yorumlanmasıdır.

Yardımcıoğlu, Ağrı Dağı’nda gemiyi bulduklarını iddia eden sayısız keşif gezisine ve rapora da eleştirel yaklaşıyor. Bu iddiaların çoğunun somut kanıtlardan yoksun olduğunu, bulunan ahşap parçalarının yaşının geminin beklenen yaşıyla uyuşmadığını, “Ararat Anomalisi” gibi uydu görüntülerinin ise doğal jeolojik oluşumlar veya optik yanılsamalar olduğunu belirtiyor. Yardımcıoğlu, özellikle Batı merkezli bazı grupların, kendi inanç sistemlerini doğrulama amacıyla Ağrı Dağı’na odaklandığını ve bu durumun objektif araştırmayı engellediğini öne sürüyor. Ona göre, Ağrı Dağı’nda yapılan onca araştırmaya rağmen elle tutulur hiçbir kanıtın bulunamamış olması, arayışın yanlış yerde yapıldığının en büyük göstergesidir.

“Ağrı Dağı efsanesi, büyük ölçüde yanlış çeviriler ve kasıtlı yönlendirmelerle oluşturulmuş bir mittir,” diyor Yardımcıoğlu bir açıklamasında. “Tevrat’taki ifade ‘Ararat Dağları’dır, Ağrı Dağı değil. Bu, Urartu bölgesini kapsar. Ancak asıl net ifade Kur’an-ı Kerim’dedir ve orada geminin oturduğu yer açıkça ‘Cudi’ olarak belirtilmiştir.”

Asıl Adres Cudi Dağı: Kur’an ve Tarihin Tanıklığı

Hamza Yardımcıoğlu’nun Nuh’un Gemisi’nin yeri konusundaki tezinin merkezinde Cudi Dağı yer almaktadır. Onun için bu sadece bir teori değil, Kur’an-ı Kerim tarafından teyit edilmiş ve tarihi kayıtlarla desteklenmiş bir gerçektir. Yardımcıoğlu, tezinin en güçlü dayanağını Hud Suresi’nin 44. ayetine dayandırır: “… Ve denildi ki: «Ey arz, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.» Ve su çekildi ve iş bitirildi ve gemi Cudi üzerine yerleşti…”

Yardımcıoğlu, Kur’an’ın bu kadar net ve spesifik bir yer ismi (Cudi) vermesinin göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor. “Allah kelamı olan Kur’an, olayların en doğrusunu bildirir. Eğer gemi Ağrı’ya oturmuş olsaydı, bu Kur’an’da farklı şekilde ifade edilebilirdi. Ancak Kur’an, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde Cudi Dağı’nı işaret etmektedir,” diyor.

Kur’an’daki bu açık ifadenin yanı sıra, Yardımcıoğlu tezini desteklemek için çok sayıda tarihi kaynağa başvuruyor. Ona göre, İslam öncesi ve sonrası pek çok tarihi metin ve rivayet, geminin Cudi Dağı’na oturduğu bilgisini teyit etmektedir:

  1. Antik Mezopotamya Kaynakları: Yardımcıoğlu, Gılgamış Destanı gibi eski Mezopotamya tufan anlatılarında geçen “Nisir Dağı”nın, Cudi Dağı ile aynı yer olduğunu savunan görüşlere atıfta bulunur.
  2. Babil’li Tarihçi Berossus (MÖ 3. yy): Berossus’un yazılarında, tufandan kurtulan geminin Ermenistan’ın güneyindeki Korduen (Cordyaene) dağlarına indiği belirtilir. Bu bölge, tarihsel olarak Cudi Dağı’nın bulunduğu bölgeyle örtüşmektedir.
  3. Yahudi Tarihçi Josephus (MS 1. yy): Josephus, geminin kalıntılarının kendi zamanında Ermenistan’da (geniş anlamda Urartu bölgesini kastetmiş olabilir) görüldüğünü ve insanların buradan zift parçaları aldığını yazar. Yardımcıoğlu, Josephus’un bahsettiği bölgenin Cudi’yi de kapsayabileceğini belirtir.
  4. Süryani ve Hristiyan Geleneği: Pek çok erken dönem Süryani ve Nesturi Hristiyan kaynağının da geminin indiği yer olarak Ağrı’yı değil, Cudi’yi (Qardu Dağları) gösterdiğini vurgular. Cudi Dağı’nın zirvesinde tarih boyunca manastırların ve ziyaret yerlerinin bulunması da bu geleneğin gücünü gösterir.
  5. İslam Tarihçileri ve Müfessirleri: Taberi, İbn Kesir gibi büyük İslam tarihçileri ve müfessirleri, tefsirlerinde ve eserlerinde Kur’an’daki ayeti açıklarken geminin indiği yerin Cudi Dağı olduğunu belirtmişlerdir. Bölgedeki yerel rivayetler ve isimler (örneğin Cudi’nin zirvesindeki “Sefine” yani gemi bölgesi) de bu tarihi sürekliliği destekler niteliktedir.

Yardımcıoğlu, bu tarihi ve metinsel kanıtların bir araya geldiğinde, geminin Cudi Dağı’na oturduğuna dair çok güçlü bir tablo ortaya koyduğunu savunuyor. “Tarih boyunca bölge insanları, İslam alimleri ve hatta Hristiyanlığın ilk dönemlerindeki bazı kaynaklar Cudi’yi işaret etmiştir. Ağrı Dağı’nın popülerleşmesi çok daha sonraki dönemlere aittir ve büyük ölçüde Batı kaynaklıdır,” diye ekliyor.

Cudi Dağı’ndaki Potansiyel Kanıtlar ve Yardımcıoğlu’nun Araştırmaları

Hamza Yardımcıoğlu, sadece metinsel ve tarihi kanıtlara değil, aynı zamanda Cudi Dağı’ndaki coğrafi ve potansiyel arkeolojik izlere de dikkat çekiyor. Şırnak’taki Cudi Dağı’nın zirvesine yakın, yaklaşık 2000 metre yükseklikte bulunan ve “Sefine” (Gemi) olarak adlandırılan bölge, Yardımcıoğlu’nun araştırmalarının odak noktasıdır.

Yardımcıoğlu, bu bölgede gemiye ait olabilecek yapısal izler ve kalıntılar bulunduğunu iddia ediyor. Yaptığı saha araştırmaları, topladığı görsel materyaller ve incelediği uydu görüntüleri üzerinden şu noktalara vurgu yapıyor:

  • Gemi Şeklindeki Oluşumlar: Sefine bölgesinde, özellikle belirli açılardan bakıldığında veya uydu görüntülerinde, gemi enkazını andıran, doğal yapıdan farklı görünen hatlar ve şekiller olduğunu belirtiyor. Bunların, zamanla toprak ve bitki örtüsü altında kalmış geminin ana hatları olabileceğini öne sürüyor.
  • Yapısal Kalıntılar ve Yerleşim İzleri: Bölgede sadece gemiye değil, aynı zamanda Tufan sonrası Nuh ve oğulları tarafından kurulmuş olabilecek ilk yerleşimlere ait taş yapılar, duvar kalıntıları ve sunaklar bulunduğunu iddia ediyor. Bu yapıların varlığının, bölgenin tarihi önemini pekiştirdiğini savunuyor.
  • Tarihi Ziyaretgahlar: Cudi Dağı’nın zirvesinin tarih boyunca kutsal bir mekan olarak kabul edildiğini, burada “Nuh’un Ziyareti” olarak bilinen bir makamın bulunduğunu ve insanların buraya hac amacıyla geldiğini belirtiyor. Bu durumun, geminin burada olduğuna dair halk hafızasının bir yansıması olduğunu düşünüyor.
  • Yerel Rivayetler: Bölge halkı arasında nesilden nesile aktarılan ve geminin Cudi’de olduğuna dair anlatıların varlığını önemli bir kanıt olarak görüyor.

Yardımcıoğlu, Cudi Dağı’ndaki araştırmaların Ağrı Dağı’na kıyasla çok daha yetersiz kaldığını, bölgenin uzun yıllar terör olayları nedeniyle araştırmalara kapalı olmasının bu durumda etkili olduğunu belirtiyor. Ancak son yıllarda artan güvenlikle birlikte Cudi Dağı’nda daha kapsamlı bilimsel ve arkeolojik çalışmaların yapılması gerektiğini savunuyor. Kendi imkanlarıyla yaptığı araştırmalar ve topladığı verilerle bu konudaki farkındalığı artırmayı hedeflediğini ifade ediyor.

Gizlenen Tarih

Hamza Yardımcıoğlu’nun Nuh’un Gemisi araştırmaları, onun genellikle “gizlenen tarih” veya “alternatif tarih” olarak adlandırılan daha geniş bir araştırma alanının parçasıdır. Yardımcıoğlu, Nuh Tufanı ve Gemisi gibi konuların sadece dini veya mitolojik anlatılar olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihinin anlaşılmasında kilit rol oynayan gerçek olaylar olduğunu savunuyor. Ona göre, mevcut akademik ve tarihi paradigmalar, bu tür olayların üzerini örtmekte veya yanlış yorumlamaktadır.

Nuh’un Gemisi’nin Cudi’de bulunmasının, sadece dini metinleri doğrulamakla kalmayacağını, aynı zamanda insanlık tarihine, medeniyetlerin kökenine ve hatta eski teknolojilere dair bilinenleri değiştirebilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyor. Bu nedenle, Cudi Dağı’nda yapılacak ciddi ve önyargısız araştırmaların büyük önem taşıdığını vurguluyor.

“Mesele sadece bir gemi enkazı bulmak değil, insanlık tarihinin kayıp halkalarından birini bulmaktır,” diyor Yardımcıoğlu. “Cudi Dağı, bize sadece Nuh Peygamber ve Tufan hakkında değil, aynı zamanda unuttuğumuz veya bizden gizlenen bir geçmiş hakkında da çok şey anlatabilir. Bu yüzden yetkililere ve bilim dünyasına çağrım, Cudi Dağı’na hak ettiği önemi vermeleri ve buradaki potansiyel kanıtları gün yüzüne çıkarmak için kapsamlı çalışmalar başlatmalarıdır.”

Eleştiriler

Hamza Yardımcıoğlu’nun Cudi Dağı merkezli iddiaları, özellikle sosyal medyada ve belirli çevrelerde ilgi görse de, bilimsel ve arkeolojik camiada genel kabul görmüş değildir. Eleştirmenler, Yardımcıoğlu’nun sunduğu kanıtların genellikle yoruma dayalı olduğunu, Sefine bölgesindeki oluşumların doğal jeolojik süreçlerle açıklanabileceğini ve tarihi metinlerin farklı şekillerde yorumlanabileceğini belirtiyorlar.

Ana akım bilim, hem küresel bir tufanın jeolojik kanıtlarının eksikliğine hem de binlerce yıllık ahşap bir geminin belirgin izlerle günümüze kalma olasılığının düşüklüğüne dikkat çekiyor. Cudi Dağı’nda kapsamlı arkeolojik kazılar yapılmadan, bölgedeki yapı kalıntılarının veya şekillerin Nuh’un Gemisi’ne ait olduğunu iddia etmenin spekülatif olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, Yardımcıoğlu’nun “gizlenen tarih” yaklaşımı da akademik çevrelerde genellikle komplo teorisi olarak değerlendiriliyor.

Ancak bu eleştiriler, Yardımcıoğlu’nun tezini savunmaktan geri durmasına neden olmuyor. O, mevcut bilimsel paradigmanın materyalist ve dogmatik olduğunu, kutsal metinleri ve alternatif kanıtları görmezden geldiğini savunuyor. Cudi Dağı’ndaki kanıtların, önyargısız bir gözle bakıldığında oldukça ikna edici olduğunu ve gelecekte yapılacak detaylı araştırmaların kendi tezini doğrulayacağına inandığını belirtiyor.

Cudi Üzerindeki Sır Perdesi ve Devam Eden Tartışma

Hamza Yardımcıoğlu’nun açıklamaları, Nuh’un Gemisi’nin yeri konusundaki tartışmalara yeni bir boyut katmış ve özellikle Cudi Dağı’na yönelik ilgiyi artırmıştır. Kur’an-ı Kerim’i, tarihi kayıtları ve kendi saha gözlemlerini temel alan güçlü argümanlarla, popüler Ağrı Dağı tezine meydan okumaktadır. Ona göre, geminin gerçek yeri Şırnak’taki Cudi Dağı’dır ve buradaki Sefine bölgesi, Tufan’dan kalan izleri barındırmaktadır.

Yardımcıoğlu’nun iddiaları bilimsel ve arkeolojik açıdan henüz tam olarak doğrulanmamış olsa da, Nuh’un Gemisi gibi kadim bir gizemin farklı perspektiflerden araştırılmasının önemini ortaya koymaktadır. Onun çalışmaları, kutsal metinlerin sadece manevi değil, aynı zamanda tarihi ve coğrafi referanslar içerebileceği düşüncesini canlı tutmakta ve Cudi Dağı’nın potansiyel arkeolojik zenginliğine dikkat çekmektedir.

Nuh’un Gemisi’nin kesin yeri hala bir sır olarak kalmaya devam ederken, Hamza Yardımcıoğlu’nun Cudi Dağı merkezli tezleri, bu sır perdesini aralamak için farklı bir anahtar sunuyor. Gelecekte Cudi Dağı’nda yapılacak daha kapsamlı ve bilimsel araştırmaların, bu binlerce yıllık bilmecenin çözümüne katkı sağlayıp sağlamayacağını zaman gösterecek. Ancak şurası kesin ki, Yardımcıoğlu’nun iddiaları, Nuh’un Gemisi tartışmasını kolay kolay bitmeyecek bir gündem maddesi haline getirmiştir.


Views: 3

İlginizi Çekebilir:2025 Kehanetleri: Yeni Bir Dünyanın Eşiği mi?
share Paylaş facebook pinterest whatsapp x print

Benzer İçerikler

Elon Musk'tan Geleceği Değiştirecek 5 İfşa - Dünya Dışı Yaşam
Elon Musk’tan Geleceği Değiştirecek 5 İfşa
The Dark Side of Deepseek: Hamza Yardımcıoğlu’s Claims
Deepseek’in Karanlık Yüzü: Hamza Yardımcıoğlu’nun İddiaları
Şener Üşümezsoy Marmara Depremi Yalan
Şener Üşümezsoy: Büyük Marmara Depremi Yalan
Hollow Earth Theory Intelligent Races Living Underground | Conspiracy Theories
Oyuk Dünya Teorisi | Yeraltında Yaşayan Zeki Irklar
Mossad’s Witch Agents in Turkey
Mossad’ın Cadı Ajanları Türkiye’de!
Is America Using Djinns as Weapons?
Amerika Cinleri Silah Olarak mı Kullanıyor?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Dergi. | © 2025 |