Cinler Bebeğimi Başkasıyla Değiştirdi | Gerçek Korku Hikayesi

Gerçek Korku Hikayesi | Özet: Yeni doğum yapmış komşunun bebeği cinler tarafından değiştirilir. Al karısı dehşeti, hoca ve ilginç bir ritüelle çözülmeye çalışılır. Gerçek bir lohusa korku hikayesi.


Merhabalar, bahsettiğim gibi paranormal olaylar her daim ilgimi çekmiştir. Bazı dinlediğim hikayeleri aşırı abartılı bulsam da dinlemekten, araştırmaktan hiç bıkmadım. Bu anlatacağım hadisenin en yakın tanıklarından biri annem olduğu için gerçekliğini bilerek, inanarak sizlerle paylaşıyorum. Olayı size aynen annemin anlattığı gibi, onun ağzından yazıyorum:

“Oğlum, o zamanlar sen 2-2.5 yaşlarındaydın. Baban polis olduğu için o dönemlerde polis lojmanlarında kalıyorduk. Tabii doğal olarak o lojmanlarda sadece polisler ve aileleri yaşıyordu. Bizim yeni evli bir komşumuz vardı. Bu olayın yaşandığı sene kadın doğum yapmıştı. Bilirsin, normalde doğum yapan kadınların anneleri ya da bu işlerde tecrübeli, yaşça büyük bir yakınları, doğumun verdiği bitkinlik, halsizlik, ruhsal ve fiziksel yorgunluk sürecini atlatana kadar yanlarında kalırlar. Her türlü işlerinde yardımcı olurlar; yemektir, bulaşıktır, temizliktir, her türden işte ona yardımcı olurlar.

Bir de bizim hem kültürümüzde hem de dinimizde yeri olan, doğum yaptıktan sonraki 40 günlük süreç çok önemlidir ki Anadolu’daki tabiriyle ‘kırkı çıkmak’, ‘kırklanmak’ deyimi vardır. İşte bu süreçte de yeni doğum yapmış bir kadın yalnız bırakılmaz, mutlaka yanında birileri olur. ‘Al karısı’, ‘al bastı’ denen bir çeşit dişi cinni bir varlığın yeni doğum yapmış kadınları rahatsız ettikleri, onları korkuttukları, onların bebeklerinden soğumalarını sağlayacak bir çeşit ruhsal eziyetlerde bulundukları çok kişi tarafından bilinir. Kaldı ki ablanlara olsun, sana olsun, doğumlarınızda da ben o 40 günlük süreçte çok rahatsız edildim, birçok defa beni de korkuttular. Anne olanlar bilir neden bahsettiğimi. Hele bir de auran açıksa bu olaylar daha fazla oluyor, biliyorsun. Özellikle bu cinni varlıklar, insanı en çaresiz olduğu anlarda, özellikle hem mental hem de fiziksel anlamda çöküntüde olan bitkin insanların bu düşük enerjili durumlarından faydalanmak için fırsat kollar. Hele bir de inanç olarak zayıfsa, o varlıklar tarafından bulunmaz bir nimet gibidir.

İşte sana az önce bahsettiğim bu yeni polis ve doğum yapan hanımı, konuşmalarından da anladığım kadarıyla çok inançlı kişiler değillerdi. Hatta bu diğer alemdeki varlıklara hiç olabilecek durumlar gözüyle bakmıyorlardı, onların varlıklarına inanmıyorlardı. Her neyse, bu kadıncağız doğum yaptı. Tabii ‘hayırlı olsun’a gittik. Her şey gayet güzeldi. Bebek maşallah sağlıklıydı, çok güzel bir çocuk. Ancak kadının ona yardımcı olmak için ne annesi ne de bir yakını gelmiş. Bu durumu sorduğumuzda, ‘Gerek yok, kendi kendime bakabilirim,’ demişti. Tabii biz de en azından kırkı çıkana kadar biri dursaydı yanında desek de pek oralı olmuyordu. ‘Kırkı çıkmak’ mevzusunu, ‘al karısı’ mevzusunu anlatınca bu tabirlere hurafe gibi bakıyordu.

Gündüz her ne kadar yanında olsak da gece bu pek mümkün değildi tabii. Ayrıca polislerin gece nöbetleri olurdu. Bazen polisler gece karakola nöbete giderler, sabahleyin nöbet zamanı bittiğinde geri dönerler. İşte bu bizim yeni doğum yapan hanımın da o gece kocası nöbete gitmiş ve henüz daha bebeğinin kırkı çıkmamıştı.

Ertesi gün sabah olduğunda, kadın beşikten bebeği emzirmek için aldığında büyük bir şok yaşamış. Zira bebek bütünüyle farklı görünüyormuş! Biz bunu, tüm apartmanı inleten attığı o çığlıktan sonra anladık. Sesin o kadıncağızın evinden geldiğini anladık ve birkaç bayan komşu olarak hemen evine gittik. Bebek; saçları diken diken, gözleri yuvarlak, ağlamayan, gülmeyen, herhangi bir tepki vermeyen bir durumdaydı. Annesi tabii ki oldukça şaşkın. Hani gece acaba ateşli bir hastalık mı geçirdi diye düşünürken, bir yandan da içten içe ‘Bu benim bebeğim değil,’ diyordu. Bir anne elbette çocuğunu tanırdı ancak öbür türlü bir şeye de imkan vermiyordu. Zira geceleyin uyuttuğu bir bebek, sabah kalktığında bütünüyle değişmiş, farklılaşmıştı.

Her neyse, tabii hemen alıp doktora götürdüler babasıyla birlikte. Ancak doktor yaptığı tahlillerde bebeğin herhangi bir hastalık sorununun olmadığını, vücut fonksiyonlarında bir anormallik görünmediğini söyleyip, ‘Birkaç gün bekleyin, süt içmesi için zorlayın,’ gibi telkinlerde bulunmuş. Tabii aradan birkaç gün geçmesine rağmen herhangi bir düzelme olmadı. Yine aynı şekilde, yeni doğmuş bir bebeğin vereceği hiçbir tepkiyi vermeyen, donuk, tuhaf bir bebek görünümü devam ediyordu.

Bebeği biz de gidip gördük, farklı günlerde birkaç defa gittik hem de. Kadın üzülmesin diye bir şey diyemiyorduk ama bu bebek başka bir şeydi resmen. Adeta o doğan bebek gitmiş, yerine başka bir şey gelmişti. Bunu kadına söyleyemiyorduk, bize darılır diye korkuyorduk. Zaten doğum yıpratıcı bir süreç. Kadın bu yıpratıcı süreçten çıkmış, iyice ruhsal olarak çökmesin diye mümkün olduğu kadar teselli edip her şeyin yoluna gireceğini söylüyorduk.

Aradan birkaç gün daha geçip yine aynı durum devam edince eşime durumu açtım. Komşumuzun bebeğinin durumundan bahsettim ve yaşananları da anlattım. Eşim de namazlı niyazlı olduğu için cami cemaatiyle, hocalarla arası iyiydi. Bana dedi ki: ‘Benim tanıdığım sağlam bir hoca var, istersen ona bir söyleyeyim, gelip baksın bir.’ Tabii ben de hemen ‘olur’ demedim, diyemedim. Çünkü kadının bu işlere bakış açısını az çok biliyordum. Bana farklı bir tepki vermesinden çekinmiştim ama yine de çekinerek de olsa kadına gidip durumu anlattım. ‘Bizim tanış bir hoca var, istersen o hoca bir gelsin baksın, ne dersin? Bir zararı olmaz,’ dedim. Kadın başta pek olumlu yaklaşmasa da sonra biraz da beni kırmamak için, ‘Peki abla, gelsin baksın,’ dedi. Zaten doktorun verdiği tedavi yönteminin de işe yaramaması bu duruma mecbur bırakmıştı. Ben de durumu eşime söyledim, kadının kabul ettiğini, hocanın gelebileceğini anlattım.

Bir iki gün sonra hoca geldi ve evi iyice gözden geçirdi, detaylı şekilde inceledi. Sonra da bebeği aldı kucağına, onu detaylıca inceledi. Ağzına, burnuna, gözlerine yaklaşıp birkaç santim mesafeden bakıyordu. Bebeğin kokusunu derin derin içine çekiyordu. Sonra biraz daha incelemeye devam etti ve ‘Eyvah eyvah!’ çekmeye başladı. Hoca böyle deyince hepimiz anlık irkildik tabii. Kadıncağızın gözleri yerinden çıkacak gibi oldu. Hoca biraz sonra sakinleşip bizim de sakinleşmemizi bekledi ve sonrasında söze girdi: ‘Bacım, bu bebeği cinler değiştirmiş ama dediklerimi yaparsan Allah’ın izniyle bu olay çözülür.’ Hocanın kurduğu Bu cümlelerden sonra hepimiz şok olmuştuk. Ancak kadın pek etkilenmemiş gibiydi, bence hala farazi bir şey olarak düşünüyordu. Ben de hocayla kadının arasında iletişim kuran bir köprü gibiydim. ‘Peki hocam, ne yapacağız? Nasıl düzelecek bu iş?’ diye hocaya sordum.

Hoca da kadına dönüp, ‘Şimdi dediklerimi harfiyen yapacaksın. Bu işin çözülmesini istiyorsan yapmak zorundasın. Öncelikle bütün evin tozunu, pisliğini süpür ve yatak odanın kapısının arkasına topla. Daha sonra eline bir yumurta al ve içini boşalt, iğneyle sıvısını akıt ve o içi boşalmış yumurtaya alçıdan bir kulp yap. O alçıdan kulp yaptığın yumurtayı, o kapının arkasına biriktirdiğin pisliğin ortasına koy. Daha sonra ise evi süpürdüğün süpürgeyi ters çevir ve yatak odanın kapısının arkasına ters bir şekilde daya. Sonra da yat,’ dedi.

Tabii hocanın bu betimlemeleri bize biraz garip gelmişti. Yapmamızı istediği bu ilginç ritüellerin manevi dünyada ne gibi bir tesiri olacağını düşünüyorduk. Bizim kadın ise tamamen durumu kanıksayıp bu işleri yapmayı kabul etti. Kocasının yine ertesi gün gece nöbetine gidince yapacağını söyledi ve sonrasında hoca gitti.

Biz hocanın gidişinden sonra bu kadını iki gün boyunca görmedik. Zira çok merak ediyorduk neler olup bittiğini. Birkaç gün sonra kadını gördük ancak ruh hali çok değişmiş, korkmuş, tedirgin bir hali vardı. Israrlarımız sonrasında o gece yaşananları bize anlattı. Kadının kendi ağzından aktarıyorum:

‘O gece ben hocanın dediği gibi bütün evin tozunu pisliğini süpürdüm ve yattığım odanın kapısının arkasına topladım. Daha sonra yumurtanın bir yerinden delerek içini boşalttım ve alçıdan yumurtaya kulp yaptım. Sonra da o pisliğin ortasına koydum. En sonunda o süpürdüğüm süpürgeyi de kapının arkasına dayadım ve yattım. Tabii pek bir şey olacağına ihtimal vermiyordum. Her neyse, gece saat 3 gibiydi. Ne uyuyordum ne de tam uyanıktım. Bir an karşımdaki gardırobun kapısı ‘gıcırt’ diye yavaşça açılmaya başladı. Ben tamamen gözlerimi açtım, uyanmıştım yani. Gardırobun içinden yaklaşık 120-130 kilo civarında, oldukça esmer, hatta siyaha dönük tenli, aşırı derecede sinirli, gözleri sinirden kan çanağı olan, saçları elektrik çarpmış gibi diken diken, kıvırcık saçlı bir kadın çıktı ve kucağında da bir bebek vardı! Bana bakarak ve bağırarak, ‘Sana bunları kim söyledi ha? Kim söyledi?! Bütün evin pisliğini süpürmüşsün! Utanmadan bir de yumurtaya kulp yapıp içine koymuşsun! O süpürgeyi de ters çevirip dayamışsın! Nasıl bir kadınsın sen?! Kim söyledi sana bunları?!’ diye bağırdı. Tabii ben o an kitlenmiştim, ne konuşabiliyor ne kımıldayabiliyordum. Gözlerimden yaşlar boşalıyordu. Kadın kucağındaki bebeği yere fırlattı. Ardından gardıroba tekrar girerek kapıyı kapatıp kayboldu. Tabii ki ben baygınlık halindeyken gün aydınlanmış. Yoğun bir bebek ağlama sesine uyandım. Kendimi toparlayıp çocuğuma baktım, o benim bebeğimdi! Hemen sarıldım, kokladım. Kocama da durumu anlattım ama iki gündür gardıroba yaklaşamıyorum, içinden herhangi bir kıyafet alamıyorum. Sanki oraya yaklaşsam o kadın tekrar çıkacak, bebeğimi alacak, bizi de o gardırobun içinden kendi dünyasına çekecek gibi geliyor.’

Hasılı işte böyle… O kadıncağız uzun süre psikoloğa gitti. Bu süreçte de gördüğüm kadarıyla manevi değerlere biraz daha bağlanmaya başladı. Aradan yıllar yıllar geçti. Şu an ne yapar, nerede yaşar bilemiyorum, bağımız kesildi. Lakin kadıncağız çok ağır, çok zor şeyler yaşadı. Allah kimseye böyle bir durum yaşatmasın. Amin.”

Views: 13

İlginizi Çekebilir:Cin Gelin | Gerçek Korku Hikayesi
share Paylaş facebook pinterest whatsapp x print

Benzer İçerikler

Haunted Villa Construction | A True Horror Story
Musallatlı Villa İnşaatı | Gerçek Korku Hikayesi
The Jinn Bride | True Horror Story
Cin Gelin | Gerçek Korku Hikayesi
The Power I Stole From the Fortune Teller | True Horror Story
Falcıdan Çaldığım Güç | Gerçek Korku Hikayesi
The Hodja in Karbala | A True Horror Story
Kerbela’daki Hüddam | Gerçek Korku Hikayesi
The Treasure Hunt in Çorum | A True Horror Story
Çorum’daki Define Kazısı | Gerçek Korku Hikayeleri
The Sarcophagus Curse | True Horror Story
Lahdin Laneti | Gerçek Korku Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Dergi. | © 2025 |