Çocukluktan Gelen Musallat | Gerçek Korku Hikayesi

Gerçek Korku Hikayesi Özet: Çocukluğunda başlayan ve hayatını kabusa çeviren cin musallatı, paranormal olaylar, korkunç varlıklar ve çaresiz bir kadının yardım arayışının tüyler ürpertici öyküsü anlatılıyor.

Henüz 13, bilemedin 14 yaşındaydım. Bir gün annem beni yanına çağırıp bir iş için ilçeye gideceğini söyledi. O zamanlar maddi durumumuz çok kötüydü. Annem, devletin belirlemiş olduğu yardım kuruluşlarına yardım talebi için başvurmaya gidiyordu. Bana, “Kapıyı kitle ve anahtarı yanına al. Ben gelene kadar arkadaşlarınla oynayabilirsin,” dedi. Dediklerini yapıp arkadaşlarımla birlikte yakar top oynamaya başladık.

Bir ara gözüm evin penceresine ilişti. Baktım, annem pencereden kızgın kızgın bana bakıyor! Yanlış görmüş olabilir miyim diye arkadaşıma gösterdim. O da gördü ve, “Annen ne zaman geldi? Sana niye böyle kızgın bakıyor?” diye sordu. Bakışlarından çok korkmuştum, o yüzden yanına gitmedim. Ardından erkek kardeşim koşarak geldi ve kilitli olması gereken kapıyı açarak eve girdi! Ben kapıyı nasıl açtığını düşünürken, kendimi üst katın penceresinden attı! Kardeşimin pencereden düştüğünü görünce arkadaşımla beraber eve koşmaya başladık. Vardığımızda ne kardeşim düştüğü yerdeydi ne de annem evdeydi. Çok korkmuştum, kimseye bir şey söylemedim.

Ertesi gece saçma bir rüya gördüm. Rüyada beni çok büyük bir gözün içine hapsediyorlardı. Çıkmaya çalışıyordum, geri çekiyorlardı. Biliyorum çok saçma ama bu bana rüyada verilen bir mesajdı. O rüyadan sonra hayatımın geri kalanındaki sıkıntılarım başladı. Büyük bir musallat illetine yakalanmıştım. Şu an yaşım 27. Çocukluğumdan bu zamana kadar geçen süre içerisinde dudak uçuklatacak olaylar yaşandı. Bana bu konuda yardım edebilecek birini aradım durdum hep. Gittiğim herkes bunun bir bedelinin olduğunu söylediler. Çok paralar harcadım ama sonuç hep aynıydı.

Size yaşadığım olaylardan bazılarını anlatayım:

Bir gün arkadaşımızın evine gittik. Evlerinin bahçesinde kullanılmayan bir havuz vardı. Havuzun kenarları kurumuş otlarla doluydu. Arkadaşımın annesi Özlem Teyze, “Siz çocuklar otları toplayıp havuzun içine atın, yakalım,” dedi. Dediği gibi otları toplamaya başladık. Otlar büyük bir yığın haline gelince Özlem Teyze havuzun içine inip otları ateşe verdi. Herkes ot toplarken ben ateşi izlemeye başladım. Ateş öyle büyüleyici gelmişti ki gözlerimi ayıramıyordum, sanki hipnoz olmuştum. En uzak sayılabilecek bir mesafeden izlerken, biri beni arkamdan ateşe itti! Üzerimdeki elbiseler ve saçlarım yanmaya başladı. Çığlıklar atıyordum. Özlem Teyze koşarak bahçedeki hortumu alıp su dökerek yanan bedenimi söndürdü. Acıyla bağırıyor ve ağlıyordum. Özlem Teyze de çok korkmuştu. “Sen nasıl oldu da o kadar mesafeden havuzun içine düştün kızım?” diye sordu. Ağlayarak, “Düşmedim, ittiler!” dedim. “Yanında kimse yok ki kızım, kim itti?” diye sorduğunda, “Onlar itti,” diyebildim. “Onlar kim?” deseydi cevap veremezdim. Hastaneye götürdüler ve tedavi oldum.

Bu olayın üzerinden üç yıl geçmiş, oturduğumuz semti değiştirmiştik. 16 yaşında evlendim. Evlendikten üç ay sonra sürekli rüyalar görmeye başladım. Ne zaman gözümü kapatsam bir korku ve endişe içerisinde oluyor ve bütün gece rahatsız ediliyordum. İlk başlarda “rüya” dedim, aldırış etmedim ama sonraki gecelerde birinin bana dokunduğunu hissetmeye başladım. Yanımda kocamın haricinde birinin nefes alışverişini hissediyordum. Nefesi alev alev yanıyor, sıcaklığı yüzüme vuruyordu. Gün geçtikçe korkularım artıyordu.

Bu olaylar üç yıl sürdü. Evin içerisinde adım adım takip ediliyordum. Sesler duymaya başladım, biri beni ismimle çağırıyordu. O sesin geldiği yöne baktığımda kimse olmuyordu. Bunlar yetmezmiş gibi, bir gün evde herkesin olduğu bir sırada kafası olmayan adamlar görmüştüm! Bu adamları sadece ben görüyordum. Evdekiler delirdiğimi düşünmeye başlamıştı. Her geçen gün daha kötüye gidiyordum ve yaşadığım ilginç olayların ardı arkası kesilmiyordu. Kapı çalıyor, gidip bakıyorum kimse yok. Karanlıkta gezinen gölgeler görüyor, evde tek kalmaktan ve karanlıktan da korkmaya başlamıştım. Peşimi bırakmıyorlardı.

Bir gece salonun ışığı yanınca, gözüme gelen ışık yüzünden uyandım. Eşimin kalktığını düşünüp, “Bu saatte ne yapıyor?” diye merak ettim. Tam kalkacakken eşimin yatakta olduğunu fark edip ani bir refleksle salona koştum. Kızım salonun ışığını yakmış, birisiyle konuşuyordu! “Kızım sen ne yapıyorsun orada?” diye sordum. Bana doğru dönerek, “Hiç, konuşuyorum anne,” dedi. Korkudan kalbim duracak gibiydi. “Kiminle konuşuyorsun?” diye sordum. Dehşet içinde yerimden fırlayıp kızımı kucakladım. Kızım bağırarak kucağımda tepinirken, “Beni çağırıyorlar anne! Bırak anne, gideceğim!” diyordu. Sonra sakinleştirdikten sonra gördüğünün kötü bir rüya olduğuna inandırıp kendi yatağında uyumasını sağladım. Bütün gece gözüme uyku girmemişti.

Ertesi gün akşam üzeri Canan isminde bir arkadaşım beni ziyarete gelmişti, 8 aylık hamileydi. Kızım arkadaşımı görünce gülümseyerek yanına gitti. “Canan Teyze, sen ne zaman doğum yaptın? Bebeğin de çok güzelmiş!” Arkadaşımla birbirimize bakakaldık. Tuhaf davranmaya başlamıştı. Biraz oturduktan sonra kızım bizim yanımızdan çıktı. Halinden şüphelendiğim için kalkıp peşinden gittim. Mutfağa girmişti. Ben de görünmeden mutfak kapısından onu izliyordum. Karanlıkta biriyle konuşarak, “Anne, sen burada ne yapıyorsun? Neden bana öyle bakıyorsun?” gibi sorular soruyordu. Bunu duyduğum gibi kızıma bağırdım. Kızımın sesi titredi birden. “Neredesin anne?” Kendimi göstererek, “Koridordayım, çabuk yanıma gel!” dedim. Kızım yanıma geldi, çok korkmuştu. Bana, “Anne, senden iki tane var! Gel göstereyim!” dedi. Ben korkudan gidemedim tabii.

O günün gecesi kızımın dürtmesiyle uyandım. Gözlerimi ovuşturarak, “Ne oldu kızım? Neden yatağında değilsin?” diye sordum. Korkmuş bir surat ifadesiyle, “Anne, kardeşime ne oldu?” dedi. “Ne olmuş?” diye sorduğumda yüzünde kırmızı benekler olduğunu söyledi. Koşarak küçük kızımın yatağına gittim. Uyuyordu, hiçbir şey yoktu.

Bu yaşananlar çok canımı sıkmıştı. Eşimi uyandırıp yaşanan olayları anlattım. “Çocuk o, bir şey yoktur, merak etme,” diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı. “Çocuklar bu gece bizimle yatsınlar,” diye yatağımıza getirdi. Tam uykuya dalacakken büyük kızım elini bir şeye uzatıp kalkmaya çalıştı. Onu tutarak, “Ne oluyor kızım?” diye sordum. “Annem beni çağırıyor,” diye yanıt verdi. O gece gözüme uyku girmedi. Bu olay sabaha kadar üç veya dört kere tekrarlandı.

Ertesi sabah çocuklar evde oynarken küçük kızım korkarak yanıma geldi. Kızıma ne olduğunu sorduğumda, “Anne, salonda siyah giymiş, boyu tavana kadar değen bir adam var! Bize çok sinirli bakıyor!” dedi. Panikle gidip baktığımda kimse yoktu. Olayların küçük kızıma da sıçraması artık bardağı taşıran son damla olmuştu.

Kız kardeşimi arayıp olanları üstünkörü anlattım ve daha detaylı konuşmak için bize çağırdım. Artık bir hoca bulmam lazımdı.

Telefonla konuştuktan bir gün sonra kız kardeşim bize geldi. Eşim o gün işten gece 12:00 gibi gelecekti. Çocukları da aldık, hepimiz balkonda oturuyorduk. Evin içinde kimse yoktu. Kız kardeşime olanları anlatırken sebepsiz yere korkmaya başladım. Çay doldurmak için mutfağa gideceğim, evin içine giremiyorum korkudan! Bir anda evin içinden balkona, bizim oturduğumuz yere taş atılmaya başlandı! Atılan taşların sayısı giderek artıyordu. Çığlıklarımızı duyan komşularımız kapıyı kırarak içeri girmiş, yerdeki taşları görmüşlerdi. Olayları anlattık, şaşkın bir şekilde yüzümüze bakıyorlardı. Ben korkudan eve girip yatamadık. Babamı arayıp bizi almasını söyledik. Çok geçmeden babam gelip bizi götürdü.

Bu olayın ardından benim aniden düşüp bayılmalarım başladı. Baş ağrılarıyla hastaneye gidiyorum, hiçbir şey çıkmıyor. Artık son çare, “Bir de hocaya gidelim,” dedim. Tanıdık birinin aracılığıyla bir hoca bulduk. Başından geçen tüm korkunç olayları, bayılmaları ve baş ağrılarımı anlattım. Hoca dualar okuyup cinlerine baktırdığını ve bana iki yetişkin, bir çocuk cinin musallat olduğunu ilettiklerini söyledi. “Seni bayıltarak kendilerini sana tamamen belli etmişler,” dedi. Beş sene önce başka bir hoca daha aynılarını söylemişti ama kime gitsem kalıcı bir çözüm bulamamıştım. Her gittiğim hocaya bir bedel ödedim. Ne zaman bir hocaya baktırsam, o gece uyuduğumda beni dövüyorlardı! Acı içinde yataktan kalkıyor, her yerimin mosmor olduğunu görüyordum.

Hem normal hayatta hem de rüya aleminde artık varlıkları görüyordum. Yaptığım şeyleri de unutur hale gelmiştim, birçok şey hafızamdan siliniyordu. İnsanların yüzüne karşı hakaret ediyordum. Neden öyle dediğimi sorduklarında, “Ben öyle bir şey demedim,” diyerek herkesle münakaşa ediyordum.

Bir kandil gecesi annemler bize yatıya gelmişti. Aydınlatmalar hala devam ediyordu. Kandil olduğu için abdest alıp Yasin okudum. Okumayı bitirdikten sonra anneme, “Ben yatmaya gidiyorum,” diyerek odadan çıktım. Buradan sonrasını hatırlamıyorum. Annem su içmek için mutfağa gidiyor. Mutfağın camından bahçeye baktığında çığlık atarak bahçeye çıkıyor. Beni gördüğünde kendimi bir iple ağaca asmak üzereymişim! Yanıma geldiğinde ağaçtan inmiyormuşum. Bacaklarımdan tutarak yardım istemiş. Sesleri duyan komşular yardıma gelip kurtarmışlar.

Yine bir akşam kardeşim bizdeyken, “Sen otur, ben bir komşuya gidip geleyim,” diye evden çıkmışım ama nereye gittiğimi, nasıl gittiğimi hiç hatırlamıyorum. Sabaha kadar yıkık dökük, harabe bir evde, bir ateşin başında tek başıma oturmuşum. Tek hatırladığım, sabah aklım başıma geldiğinde ateşin başında oturduğumdu. Ağlayarak evin yolunu tutmuştum.

Yine bir gece yatağıma yatmıştım. Tam dalmak üzereyken birinin bana dokunduğunu hissettim. Dönüp baktığımda başımda, biri kadın biri erkek olduğunu tahmin ettiğim iki varlık vardı! Çirkin sesleriyle, “Sana büyü yapıldı! Sen artık bize aitsin!” diyorlardı. Çığlık attığım anda kayboldular.

Bu konuda ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Üç tane kızım var. Onlar da benim gibi hayatları boyunca bu musallattan kurtulamayacak mıydı? Artık onları resmen görüyorum. Benden olmadık şeyler yapmamı istiyorlar. İsteklerini geri çevirdiğimde çocuklarımla tehdit ediyorlar. Geceler artık zindan oldu. Bu konuda Allah rızası için yardım edecek birinin olması beni çok sevindirecek. Hala arayış içerisindeyim.

Views: 6

İlginizi Çekebilir:Saksıdaki Muska | Paranormal Hikaye
share Paylaş facebook pinterest whatsapp x print

Benzer İçerikler

The Jinn Swapped My Baby | A True Horror Story
Cinler Bebeğimi Başkasıyla Değiştirdi | Gerçek Korku Hikayesi
The Beauty of Seferihisar | Paranormal Story
Seferihisar Güzeli | Paranormal Hikaye
The Treasure Hunt in Çorum | A True Horror Story
Çorum’daki Define Kazısı | Gerçek Korku Hikayeleri
Curse of the Haunted Well: Night of Terror in Ömerli
Cinli Kuyu Laneti: Ömerli’de Dehşet Gecesi
The Jinn's Treasure | A True Horror Story
Cinli Gömü | Korku Hikayesi
Our Love With the Jinni Named Ezra | True Horror Story
Ezra Adlı Cinle Yaşadığımız Aşk | Gerçek Korku Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Dergi. | © 2025 |