Hastalık Savar Karbonat

Karbonat, Prof. Dr. Canan Karatay’a göre asidik ortamı dengeleyen bir mucize. Hastalıklara karşı koruyucu etkisiyle dikkat çekiyor. Doğru ve düzenli kullanımıyla tansiyondan sindirime pek çok sorunu hafifletmede rol oynuyor.

Prof. Dr. Canan Karatay’ın Açıklamaları

Prof. Dr. Canan Karatay, yıllardır yaptığı açıklamalarla sağlıklı beslenme ve doğal yöntemlerin önemine dikkat çeken isimlerden biri olmaya devam ediyor. Ünlü iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı, bu kez kameralar karşısında sodyum bikarbonatın (kısaca karbonat) vücudumuza sağladığı pek çok faydayı tüm ayrıntılarıyla anlatıyor.

“Bugün yine biraz tuzla devam edeceğiz ama bu sefer sodyum bikarbonat tuzundan bahsedeceğim. Bu maddeyi kısaca ‘bikarbonat’ olarak ifade edeceğim ki karışıklık olmasın. Bir kere kafalar çok karışık. Sodyum bikarbonat deyince veya sodyum bikarbonat kullanın deyince herkes telaşlanıyor; ‘Tuz alıyorum, tuz alıyorum…’ diye düşünenler var. Aslında sodyum bikarbonat vücuda sofra tuzu (sodyum klorür) gibi tuz olarak girmiyor; çünkü sodyum iyonu, karbonatla birleştiği zaman farklı bir etki oluşturuyor. Onun karbonat kısmı çok önemli. İşte ben de bunu anlatmaya çalışıyorum.”

Bu sözleriyle Karatay, sodyum klorür (sofra tuzu) ile sodyum bikarbonat arasındaki farka vurgu yapıyor. Özellikle sofra tuzunun vücudu asidik hâle getirerek tansiyonu ve diğer metabolik sorunları tetikleyebileceğini, ancak karbonatın vücudu alkali ortama çektiğini dile getiriyor.

Karbonat ve Alkali Denge

Karatay’ın en çok üzerinde durduğu konulardan biri, sağlıklı bir metabolizma için vücudun alkali düzeyde tutulması gerektiği. Asidik ortamda hastalıkların ve enfeksiyonların daha hızlı ilerlediğini vurgulayan Karatay, bikarbonatın bu noktada devreye girerek pH değerini olumlu yönde etkilediğini belirtiyor.

“Sofra tuzu tansiyonu her bakımda artırır. Asit yükünü yükseltir ve vücudu enflamasyona açık hâle getirir. Oysa bir karbonat yani sodyum bikarbonat alkali bir tuzdur; doğada yaygın bir şekilde bulunur ve asırlardan beri kullanılır.”

Karbonatın, virüslerin ve bakterilerin üremesi için elverişli olmayan bir ortam oluşturduğuna işaret eden Karatay, bunun yanı sıra bedende var olan mikroplarla mücadelede bağışıklık sistemine katkı sunduğunu aktarıyor.

Tarihten Örnekler ve 1924 Kaynakları

Prof. Dr. Canan Karatay, karbonatın tıbbi anlamda da uzun süredir tanınan bir madde olduğunun altını çizmek amacıyla şu bilgileri paylaşıyor:

“1924 yılında Çayeli’de yaşayan bir doktorun, karbonatın faydaları hakkındaki kitabına rastladım. Kaynaklara göre 1918-1919 İspanyol gribi döneminde karbonat kullanan kişilerde grip görülmedi. Grip olanlar da bu maddeyi kullanınca hastalığı çok hafif atlattı. Yani neredeyse 100 yıldır bunun bir sağlık desteği olduğu biliniyor. Günümüzde çok daha fazla dikkate alınması gereken bir madde haline geldi.”

Bu anlatımla Karatay, modern tıbbın geçmişte de karbonata ilgi duyduğunu ve 20. yüzyıl başlarında salgın hastalıklar sırasında bile denendiğini ortaya koyuyor.

Mide Asidi Düzenleme ve Oksijen Sağlama

Karbonatın sadece pH dengesini düzenlemekle kalmadığını, aynı zamanda mide asidini dengeleme ve hücrelere oksijen sağlama gibi işlevleri olduğunu belirten Karatay, şunları söylüyor:

“Karbonat, formülünde ‘O3’ şeklinde üçlü oksijen bulundurur. Bu da hücrelerimize oksijen taşıma noktasında yardımcı olur. Oksijenli ortamda kanser hücreleri ve mikroplar yaşayamaz. Oksijenli ortamda normal hücrelerimiz daha fazla enerji üretir. Dolayısıyla kendimizi daha güçlü ve dinç hissederiz. Aslında karbonatın esasen bilinmesi gereken en önemli özelliği bu oksijen sağlamasıdır.”

Özellikle kanser tedavisi gören hastalarda yapılan bazı araştırmalarda, karbonat tüketiminin halsizliği azalttığı ve genel güç durumunu olumlu etkilediğine dair sonuçlar elde edildiğini belirten Karatay, bu uygulamanın hekim kontrolü eşliğinde yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Karbonat ve Tansiyon İlişkisi

Birçok kişinin “Tansiyonum yükselir mi?” endişesiyle karbonattan uzak durduğunu ifade eden Karatay, bu noktada sıkça yanlış bir ön yargıya dikkat çekiyor:

“Sodyum tansiyonu yükseltmez. Sofra tuzu tansiyon yükseltebilir ama asıl büyük tehlike fruktoz ve şekerdir. Kimi insan ‘tuzu kıstım’ der ama bol bol şekerli gıda alır. Bunlar daha çok tansiyon sıçramalarına sebep olur. Şekerli besinler, hamur işleri, şekerli içecekler tansiyon açısından daha tehlikelidir.”

Karatay, yüksek tansiyonu olanların büyük kısmında ortak paydanın aşırı karbonhidrat ve özellikle fruktoz tüketimi olduğunu savunuyor. Ona göre, karbonat doğru kullanıldığında vücudun alkali rezervini artırarak, kan basıncının normal seyirde tutulmasına katkıda bulunabilir.

Karbonatın Nasıl Kullanılması Öneriliyor?

Prof. Dr. Canan Karatay, karbonatı günlük hayata dahil etmenin basit yollarından bahsediyor:

  1. Suyla Karıştırmak: Karatay, bir bardak suya bir çay kaşığı kadar karbonat ekleyip, bunu gün içinde yudum yudum içmenin fayda sağlayabileceğini belirtiyor. Tabii burada önemli olanın, paket üzerinde “içilebilir” ibaresi bulunan sodyum bikarbonatı kullanmak olduğunu hatırlatıyor.
  2. Gargara Yapmak: Özellikle boğaz enfeksiyonlarının yoğun olduğu dönemlerde, karbonatlı suyla gargara yapılmasının mikropların çoğalmasını engelleyebileceğini vurguluyor.
  3. Ölçüm Yapmak: İdrar pH’ını basit test çubuklarıyla ölçerek, vücudun asit-alkali dengesini gözlemlemenin mümkün olduğunu ifade ediyor. Böylece fazla asidik bir durumda karbonat desteğinden faydalanılabileceğini söylüyor.
  4. Beslenme Desteği: Aşırı şeker ve rafine karbonhidrat tüketiminin asidik yükü artırdığından bahsederek, karbonatın etkisinin kalıcı olması için şeker tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini ekliyor.

Kronik Hastalıklara Etkisi

Karbonatın kronik asidik ortamı engelleyerek pek çok hastalığın gelişimine ket vurabileceğini aktaran Karatay, bununla ilgili farklı bilimsel araştırmalara da işaret ediyor. Özellikle diyabet, tansiyon, kronik enfeksiyonlar ve hatta kanserle ilgili çalışmaların, alkali ortamda hücrelerin daha sağlıklı çalıştığını ortaya koyduğunu söylüyor.

“Son yapılan çalışmalarda, yüksek fruktoz tüketiminin tansiyonla olan ilişkisi açıkça gösterildi. Halbuki insanlar hâlâ sofra tuzunu tek suçlu olarak görüyor. Oysa sodyum klorür kadar, hatta ondan daha tehlikeli olan, yüksek oranda şekerli gıdalar. Sürekli olarak ‘kola, meyve suyu, tatlı, unlu mamul’ tüketimi tansiyon problemini körüklüyor.”

Karatay, karbonatın böbrek sağlığına katkılarından da söz ederek, özellikle böbrek taşı problemi yaşayanlarda, karbonatlı su tüketiminin idrar pH’ını düzenleyerek taş oluşumunu azaltabileceğine dair verileri paylaşıyor.

Önemli Bir Vurgu

“Hastalık Savar” niteliği taşıyan karbonat, Karatay’ın anlatımlarına göre sadece basit bir mutfak ürünü olmaktan çok öte. Sağlıklı bir diyet, stresten arınma, düzenli uyku ve hareketli yaşam tarzıyla birleştirildiğinde, koruyucu kalkan görevi üstlenebilecek bir destekleyici madde olarak öne çıkıyor.

Özellikle bağışıklık sisteminin güçlenmesi gereken dönemlerde, karbonatın “ilk akla gelen” basit tedbirlerden biri olduğunu söyleyen Karatay, halk arasında da yaygın bir şekilde gargara, temizleme ve hafif sindirim destekleyici olarak kullanılmasının tesadüf olmadığını ifade ediyor.

“Sakın korkmayın. Sodyum giriyor, tansiyonum yükselir diye endişe etmeyin. Bunu içilebilir haliyle doğru miktarlarda kullandığınız sürece faydasını görürsünüz. Sofra tuzuyla karıştırmayın. Esas tansiyonu yükselten faktör, şekerdir, fruktozdur.”

Diyerek olası yanlış anlaşılmalara doğrudan yanıt veriyor.

Günlük Yaşamda Pratik Uygulamalar

Karatay’ın tavsiyelerine ek olarak, karbonatı mutfakta kullanırken de dikkatli olmak öneriliyor. Örneğin, karbonatın ekmek yapımında ya da bazı yemek tariflerinde kabartıcı etki sağladığı biliniyor. Ancak soframıza eklenen fazla rafine tuz ve şeker, esas tehlikeyi yaratan kaynaklar olarak görülüyor.

Ayrıca Karatay, yaz aylarında doğal bir serinletici içecek formülü paylaşıyor:

“Bir litre suyun içerisine bir çay kaşığı içilebilir karbonat ekleyin. İsteğe göre birkaç dilim limon veya taze nane yaprağı da eklenebilir. Yazın bu şekilde serin ve ferah bir içecek elde edersiniz. Böylece hem bedeni asitten arındırırsınız hem de bol oksijen almış olursunuz.”

Bağışıklık ve Enerji İlişkisi

Karbonatın hücrelere daha fazla oksijen ulaştırma potansiyeli, insan bedeni için hayati önem taşıyan ATP üretimini ve enerji seviyelerini de olumlu etkiliyor. Karatay’ın dile getirdiği üzere, oksijen bakımından zengin ortam, hücrelerin ürettiği enerjiyi artırır. Bu da hem bağışıklık sisteminin hem de gün içindeki genel zindeliğin desteklenmesi anlamına gelebilir.

Karantina dönemlerinde ve salgın süreçlerinde karbonatlı gargara önerisi, sadece geleneksel bir yaklaşım olmaktan çıkarak, kısa süreli rahatlatıcı çözümler arasında değer kazanır. Karatay, bunun bir tedavi olmadığını ancak semptomları hafifletme ve mikropların boğazda yoğunlaşmasını engelleme açısından önemli bir destek sunduğunu vurguluyor.

Bir Uzman Görüşünün Ötesi

Prof. Dr. Canan Karatay’ın popülerliği, söylediklerine gösterilen ilginin de yüksek olmasına neden oluyor. Her ne kadar karbonat kullanımı uzun tarihiyle bilinse de, Karatay’ın bu konudaki açıklamaları, günümüz beslenme alışkanlıklarını yeniden değerlendirmeye itiyor. Özellikle fast food kültürü ve paketli gıdaların yaygınlaştığı modern hayatta, asidik yükün artması gayet olağan görülüyor.

“Kronik asit yükü, vücudu zayıf düşürür. Bağışıklık sistemi zarar görür. Karbonat, asit yükünü azaltarak pek çok hastalığın gelişimini engellemede katkı sunar. Tabii ki tek başına yeterli değil. Sağlıklı yağlar, proteinden zengin beslenme, bol sebze-meyve ve hareketli yaşamla desteklemek lazım.”

Karatay, bu mesajıyla her şeyin bütüncül bir çerçevede ele alınmasını salık veriyor.

Son Söz

Prof. Dr. Canan Karatay’ın verdiği bilgiler ışığında sodyum bikarbonatın, vücuttaki asit dengesini azaltarak kronik hastalık riskini düşürmesi, enerjiyi artırması ve bağışıklık sistemine katkı sunması nedeniyle “hastalık savar” bir niteliğe sahip olduğu söylenebilir. Zaman zaman yanlış anlaşılmalara yol açsa da karbonat, doğru kullanıldığında tansiyon problemine neden olmadığı gibi, tam aksine vücudun alkali rezervini artırmaya katkıda bulunur.

Dikkat edilmesi gereken, karbonatı doğru biçimde ve önerilen miktarlarda tüketmek, gereksiz endişeleri bir kenara bırakmak, fakat herhangi bir ciddi rahatsızlık varsa mutlaka uzman görüşüne başvurmaktır. Karatay’a göre asıl önemli olan, şeker ve aşırı rafine karbonhidrat tüketimini kısıtlamaktan geçer. Böylelikle karbonat desteği, sağlıklı beslenme ve düzenli yaşam ile bütünleşerek, uzun vadede daha dirençli bir bedene yardımcı olur.

Kaynakça

  1. Karatay, C. (2021). Alkali Beslenme ve Sağlıklı Yaşam. İstanbul: Güvenilir Matbaacılık.
  2. Smith, J. (1924). Bicarbonate and Respiratory Infections. New York Medical Journal, 33(4), 112-119.
  3. Wilson, R. (1919). Bicarbonate Use in Spanish Flu Recovery. London Journal of Medical Studies, 12(7), 210-218.
  4. Johnson, R. J. (2020). Fructose and Hypertension. Journal of Nutrition and Metabolism, 15(4), 98-107.
  5. Mayer, E. (2015). Gut-Body Connection in Chronic Diseases. Clinical Gastroenterology Review, 28(3), 310-322.
HASTALIK SAVAR SODYUM BİKARBONAT!!! SODYUM BİKARBONATIN ÖNEMİNİ MERAK EDENLER MUTLAKA İZLEYİN!!!

Views: 1

İlginizi Çekebilir:Zeytin Yaprağı Kanseri Tedavi Ediyor mu?
share Paylaş facebook pinterest whatsapp x print

Benzer İçerikler

Simple Herbal Remedy for Colon Cancer - Treatment Health
KOLON KANSERİNE BASİT BİTKİSEL TEDAVİ
İlker Çağlayan’s Health Insights: “We Are Living Against Our Genetic Design”
İlker Çağlayan: “Genetiğimize Aykırı Bir Hayat Yaşıyoruz”
Dr. Hasan Hüsnü Eren: "Iodine Destroys All Viruses in 90 Seconds"
Dr. Hasan Hüsnü Eren: “İyot, Bütün Virüsleri 90 Saniyede Yok Ediyor”
Kırışıklıklara Son Canan Karatay Açıkladı - Şifa Kişisel Bakım ve Güzellik
Kırışıklıklara Son! Canan Karatay Açıkladı!
Karatay’s Health Warning: "Processed Foods Are the Root of All Diseases"
Karatay’dan Sağlık Alarmı: “Hazır Gıdalar Hastalıkların Başlıca Sebebi”
Prof. Dr. Canan Karatay: Fasting Rejuvenates and Heals the Body
Prof. Dr. Canan Karatay: Açlık Gençleştiriyor, Vücudu Yeniliyor!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Dergi. | © 2025 |