Saksıdaki Muska | Paranormal Hikaye

Paranormal Hikaye | Özet: Aileye yapılan büyü, zengin bir aileyi trajik sona sürükler. Bu korku hikayesi, saksıya gizlenen bir muska ve yaşanan dehşeti konu alıyor.


Merhaba, adım Vedat, yaşım 19. Olabildiğince detaylı anlatmaya çalışacağım. Güzel bir çocukluğum, sıcak bir ailem vardı. Ta ki bir anda her şey değişinceye kadar. İlk olarak yaşantımı anlatmakla başlayayım. Uzun süredir varlıklı olan köklü bir aileye sahibim. Büyük evler, en iyi okullar, en iyi hayat standartları içerisinde yaşadığımı söyleyebilirim. Baba tarafımdan dedem uzun yıllar çalışıp bir holding sahibi olmuştu. Dedemin tek çocuğu babam olduğu için bütün her şey babama kalmıştı. Ondan dolayı her şeyin başında babam duruyordu. Bu da bize yansıyordu. İstediğimiz her şey alınıyor, bir dediğimiz iki edilmiyordu.

Abim daha 18 yaşlarında babamın izniyle kendine ait eve çıkmıştı. Babam ona haftalık ödemeler yapıyor, onun iyiliği için her şeyi yapıyordu. Abim üniversiteye yeni başladığı için ve o zamanların verdiği heyecanla her bir şeyi deniyordu. Kısacası eğlenmek için elinden geleni yapıyordu. Eğlenmeye gittiği bir barda o zamanki sevgilisiyle tanıştı. Bir süre konuşmalarının ardından abim sevgilisini bizimkilerle tanıştırmak istedi. Babamın müsait olduğu bir gün eve getirdi. Sevgilisi gizliden gizliden evdekileri süzüyordu. Sanki mal varlığımız onun gözüne batıyor gibi gelmişti.

Sonrasında uzunca bir süre ne abim ne de sevgilisi bizi arayıp sormadı. Adeta sevgilisi abimi bizden almıştı. Arasak açmaz, mesaj yazsak cevap vermez haldeydi. Bir okul günü sonrasında abimi çok merak edip onun evine gitmiştim. Kapıyı sevgilisi açmıştı. Benim geldiğimi görünce yüzü düştü. Abim içeriden kimin geldiğini sorarak kapıya yaklaştı ve beni görünce onun da yüzü düştü. Merakla “Abi bir şey mi oldu? Uzunca bir süredir göremiyorum seni, korktum” dedim. O ise buruk bir yüzle “Bir şeyim yok, müsait olmadığım için açamıyorum” dedi. Sonrasında beni içeri davet edip bir şeyler yedirdi. Ardından “Babamın buraya geldiğinden haberi var mı?” diye sordu. Fakat babamın haberi yoktu. Ona babamı araması gerektiğini ve şoförü buraya yollayıp beni alması için aramasını söyledim. Sinirli bir tavırla babamı aradı ve beni alması için şoförü yönlendirdi.

Ben yemeğimi yedikten sonra lavaboya gitmiştim. Lavaboda elimi yüzümü yıkadıktan sonra çıkarken kapıdan abimin sevgilisinin sesini duydum. Abime bir şeyler fısıldıyordu fakat duyabiliyordum. “Hani ailenle arana mesafe koyacaktın? Eğer böyle giderse bu evlilik yürümez” diyordu. Abim ise “Çocuğu duymadın mı? Babamdan gizli gelmiş. Telefonlarını açmıyorum, mesajlarına cevap yazmıyorum. Sırf sen istedin diye bunları yapıyorum. Evlilikten de çocuğun yanında bahsetme. Babamın kulağına giderse bizim için işler pek hoş olmaz” diyordu. Ben olanları algılamaya çalışırken kapı çaldı. Kapıdaki özel şoförümüzdü ve beni almak için gelmişti. Zilin çalmasıyla ben de lavabodan çıkıp duran çantamı alıp dışarı çıktım. Arabaya bindim ve eve doğru gittim.

Arabada giderken abimin dedikleri aklımdan çıkmıyordu. Bizden gizli evlilik yapmış, sırf sevgilisi yani eşi istedi diye bizimle iletişimi kesmişti. Bunlar aklımdan çıkmazken eve vardık. Yemek yemeden, üstümü değiştirmeden yatağıma atlayıp yorganın altına girdim. Birkaç gün boyunca okula gitmedim. En sonunda abimin bu dediklerine dayanamayıp babama bir kahvaltı vaktinde anlattım. Başta bana inanmadı fakat günlerdir garip davranmama anlam veremediği için doğruluk payı olacağını düşündü ve bunu sorguladı, araştırdı. Sonrasında sevgilisiyle nikah basıp ondan gizli evlendiğini öğrendi. Annem de babam da çılgına dönmüştü fakat abime hiçbir şey belli etmeden devam ettiler. Babam ilk başlarda para göndermeyi aksattı, azalttı. Kendisine muhtaç bıraktı. Sonrasında büyük bir tartışma döndü ve abim yaptıklarını istemeden kabul etti. Bütün aile yıkılmış vaziyetteydi. Annem ve babam bunun sağlıklı bir evlilik olmadığını düşünüp boşanmalarını söyledi. Abim ise reddetti. Evliliğin devam edeceğini fakat artık babamdan destek almayacağını dile getirdi. Konuşmanın döndüğü zamanlarda abimin sevgilisi de bizdeydi.

Aradan iki gün geçti. Sevgilisi gizlice bize gelmişti ve kapıdan bana çikolata verip benimle bir oyun oynayacağını, eğer oyunun kurallarına uyarak oynarsam bana bir sürpriz yapacağını söyledi. Büyük bir heyecanla dinledim. “Sana vereceğim bu paketi gizlice evde salonda duran saksının içine göm. Eğer birine yakalanırsan kaybedersin ve sana sürpriz yapamam. Bunu kimseye söylemeyeceksin, söylersen de kaybedersin” dedi. O zamanki çocuk aklıyla sürprizi duyunca saksının içindeki toprağı biraz kazdım, sonra verdiği paketi iyice gizledim. Kimse görmeden oradan uzaklaştım.

Ardından her şey alt üst olmaya başladı. Başta evde takır tukur sesler duymaya başladım. Bir gece hiç unutmam ve hala etkisi üzerimdedir; havuzun yanından gölgeye benzer bir şeyin hızla geçtiğini fark ettim. O anlık bardağı elimden düşürüp çığlık attım ve koşarak merdivenlerden çıkıp annemle babama seslendim. Yarı uykulu bir şekilde panik halinde uyanıp ne olduğunu sordular. Ben de anlattım. Fazla umursamadılar, kabus gördüğümü sandılar. Ardından ben de susup yatağıma gittim. O günden sonra annem de benim gördüğüm şeye benzer bir şeyi görmüş. Bunu dile getirdiği zaman babam yarı asabi şekilde şunları söyledi: “Yeter! Zaten işlerim bu aralar ters gidiyor. Onun aklına uyup sen de kendini korkutma! Daha başında yaşamıyoruz!” diyerek evden çıkıp gitmişti.

Bu şekilde gariplikler devam ediyordu. Birkaç hafta sonra babamın işleri daha ters gitmeye başladı. İhaleleri elinde patlıyordu, iflas üstüne iflas ediyordu. Çok kötü bir durumdaydı. Ağır şekilde bunalıma ve depresyona girmişti. Hayatımın en büyük kalıcı izi olabilir; bir sabah erkenden bisiklet sürmeye gideceğim zaman garaja gittim. O an dünya başıma yıkıldı. Babamın ölü bedeni gözümün önündeydi. Kendisini asmıştı. Tahmini olarak 10 ya da 20 dakika boyunca kitlenip kalmıştım. Annem garajın kapısının neden açık olduğuna bakmak için gelince çığlıkları yeri göğü inletti. Abim cenazesine dahi gelmemişti. Çok zor günler geçiriyorduk.

Bunların üstüne ben belli şeyler görmeye başladım. Yatak odamda gölgeler görüyordum. İşin garibi sanki o gölgeler benimle konuşuyor gibiydi. Bana sürekli “Hadi camı aç ve atla!” diyorlardı. Beni yanlış anlamayın, psikolojik bir hastalık ya da babamın olayından sonra yaşadığım bir travma değildi. Gerçekti bunlar. Anneme bunları anlattım ve bana ağlayarak “Bundan sonra benimle aynı yatakta yatacaksın. Babanı kaybettik, seni de kaybetmek istemiyorum. Saçma sapan şeyler düşünme” dedi. Annem tek başına iflas eden şirketi kurtarmak için var gücüyle çalışıyordu. Akşam geldiğinde çok yorgun oluyordu. Ben de gördüğüm ve duyduğum şeyleri içime gömmeyi tercih ettim.

Ve gariplikler annemin de başına gelmeye başladı. Dayak yemiş gibi her yeri mosmor uyanıyordu. Babam gibi intihar etmeyi düşünüyor ve planlıyordu. Kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Birkaç defa bunu sayıklarken duymuştum. Bu durumu düzeltmek için psikiyatriste gitmişti. Bir süre de böyle devam etti. Babamın cenazesine gelmeyen abim, başlarında bir büyük yoktur diye düşünmek yerine umursamaz bir şekilde ne arıyor ne soruyordu. Ben de gördüğüm şeylerden dolayı geceleri tek uyuyamıyor, en ufak bir karanlığa girdiğim anda hemen çıkmak istiyordum.

Bir gün odamda oyun oynarken dışarıdan babamın bana seslenişini duydum. Babamı dışarıda görüyordum. O an heyecan mı, korku mu, sevinç mi bilmiyorum, karışık duygularla yalınayak bahçeye koştum. Babam bana seslendiği yerde değildi, bahçenin dış kapısının oradaydı. Bana “Gel oğlum, seni özledim” diyordu. Ben de “Seni özledim baba!” deyip bağırarak ona koşmaya başladım. Tam kapıya varacağım sırada annem “Vedat!” diye çığlık attı. Bir yandan koşarken kafamı çevirip camdaki anneme bakıyordum. Ayağımın kaymasıyla bahçenin kapısında bulunan demirlere kafamı çarptım.

Gözümü açtığımda hastanedeydim. Olanları anneme anlattım. Annemse bana “Bu işkenceyi yapma! Baban gitti, hayal aleminde yaşama artık!” dedi. Belki de beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Sonrasında gördüğüm onca şeyi görmezden geliyordum. Duyduğum her sesi duymazdan geliyordum. Sonrasında annemin de başına birkaç olay gelmeye başladı. Dayanamayıp Almanya’daki teyzemi aradı. Yaşadığımız olayları bir bir anlattı. Teyzem annemin aksine daha dindar bir insandı. Bunca yaşanan olayın sebepsiz olmayacağını söylüyordu. Anneme doktorları denemiş, şifa bulamamışsa bir de hoca yardımı almasını söylemişti. Annem başta kabul etmedi. Ona göre hocalar insanların parasını almak isteyen sahtekar insanlardı. Teyzemin ısrarları sonucu denemeye karar verdi. Teyzem araştırmış etmiş, birkaç gün sonra arayıp oturduğumuz yere çok uzak olmayan bir semtte adres tarif etmişti. Annemse vakit geçmeden o hocaya götürdü bizi.

Hayatımızın şoklarını yaşayacağımız ve o taşların oturacağı gün o gündü. Hocaya gittik. Gayet samimi ve sıcakkanlı bir insandı. Yaşadıklarımızı birer birer anlattık. Bizde bir büyü olduğunu söyledi. Bu büyünün evde herhangi bir yere saklanmış muska tarzında bir eşya olduğunu dile getirdi. Ben ise abimin sevgilisinin bana verdiği o paket benzeri şeyi saksının içine kendi ellerimle koyduğumu hatırladım. Bunu annemin yanında hocaya anlattım. Annem başta şaşırsa da bütün bu olanların o paket yüzünden olacağını sanmadığını söyledi. Annem eve gidip o paketi saksının içinden olduğu gibi çıkarıp getirmişti. Hoca yanımızda paketi açıp içindeki muskaları bir bir bize gösterdi. Sonrasında büyüyü bozdu. Abimin üstünde ise bağlanma ve itaat etmesi için iki ayrı büyünün olduğunu söyledi. Onları da bir şekilde çözdük.

Abim sevgilisinden ayrıldı, aramıza geri döndü. Fakat artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Babam da yoktu, kurulu bir düzenimiz de yoktu. Abimin aklı başına geldikten sonra annemle birlikte şirketi ayakta tuttular. Şimdiki aklımla düşünüyorum da, bu kadar varlıklı bir aileye gelin olmak üzere olan bir kız neden abimi ailesinden koparmak istedi? Bir sebep bulamıyorum. Belki de kendisi fakir bir ailede büyüdüğü için aşağılanmaktan ve ayrılacağımızdan korkmuştur. Bilemiyorum. Bu hikayede olan babama oldu. Şimdi ise büyüdüm, her şey yolunda, mutlu bir hayatım var. Umarım okursunuz. Allah kötü insanların fikrinden, şerrinden, büyülerinden hepimizi korusun. Hoşça kalın.

Views: 9

İlginizi Çekebilir:Ezra Adlı Cinle Yaşadığımız Aşk | Gerçek Korku Hikayesi
share Paylaş facebook pinterest whatsapp x print

Benzer İçerikler

Haunted Villa Construction | A True Horror Story
Musallatlı Villa İnşaatı | Gerçek Korku Hikayesi
The Power I Stole From the Fortune Teller | True Horror Story
Falcıdan Çaldığım Güç | Gerçek Korku Hikayesi
The Curse of the Luck Spell | A True Horror Story
Şans Büyüsünün Laneti | Gerçek Korku Hikayesi
Treasure Hunt at the Jinn Tumulus | A True Horror Story
Cinli Tümülüste Define Kazısı | Gerçek Korku Hikayesi
The Curse of Çökelek Village | A True Horror Story
Çökelek Köyünün Laneti | Gerçek Korku Hikayesi
Our Love With the Jinni Named Ezra | True Horror Story
Ezra Adlı Cinle Yaşadığımız Aşk | Gerçek Korku Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paranormal Dergi. | © 2025 |