Şans Büyüsünün Laneti | Gerçek Korku Hikayesi
Gerçek Korku Hikayesi | Özet: Kumar bağımlısı Hande’nin şans büyüsüyle zengin olma hayali kabusa döndü. İfritlerin musallatı ve ödediği ağır bedel… İbretlik gerçek korku hikayesi.
Merhaba, benim adım Hande. İstanbul’da yaşıyorum. Bunları yaptığım için çok pişman değilim ama bedelini çok ağır bir şekilde ödedim. Ben çok uzun zamandır bahisle ilgilenen bir insanım. Bir gün kazanırsam on gün kaybediyordum, günlerim bu şekilde gelip geçiyordu. Bir reklam ajansında editör olarak çalışıyordum ama işlerimi çoğu zaman aksatıyor; sürekli maçlarda hangi futbolcular oynayacak, kimler sakat, hangi maçın oranları yükseldi bunlarla ilgileniyordum. Çalışırken bile bunları düşünürdüm. Sevgilim de bu durumdan çok şikayetçiydi ama çok da umursamıyordum bu durumu. Zaten çok da sağlıklı bir ilişkimiz vardı diyemem. Bazen maaşımı alır almaz içimden geçen maça bütün maaşımı basardım. Kaybettiğim zaman o ay bankalara ve kartlara yüklenirdim. Kazanınca da gayet keyifli olurdu.
Sizleri bundan tam 7 sene öncesine götüreceğim. Çok keyifli, aynı zamanda da çok zor günler geçirdim. Çalışmayı sevmeyen biriydim, aksine çalışarak para kazanılacağına inanan bir insan da değildim. Çalışarak sadece karnını doyuruyorsun. Çevremde de çalışarak zengin olan birini görmedim. Bazen internette ya da haberlerde denk gelirdi; çalışıp zengin olan insanları görürdüm fakat çok nadirdi. Bahis benim için çok ideal bir yerdi, “Biraz şansım olursa alır başımı giderim,” diye düşünürdüm.
İnternette bazı araştırmalar yaptım, şans için neler yapılabilir diye planladım. Bazı örnekler önüme geldi: Kosta Rika’da Şeytan Adası’nda şeytanın elinden sivrisinek yağı içen bir adam Amerika’da lotoyu yakalamış ve zengin olmuş. İzlanda’da da istatistik mezunu bir genç, istatistik ile futbol bilgisini birleştirip çok zengin olmuş, Danimarka’da bir kulübü satın almış. Hindistan’da ‘cin eliyle’ zengin olan insanlar gibi bazı örnekler dikkatimi çekmişti. Bunlar biraz uç noktalardı, bana daha basit ve yapılabilecek bir şeyler lazımdı.
Bir gün çok eski bir arkadaşım aradı, ismi Esra’ydı. Onunla buluşmak için sözleştik. Uzun yıllar geçmişti, onu görünce gayet mutlu olmuştum. Eskilerden bahsetmeye başladık. Konu döndü dolaştı evliliğe geldi. Sercan diye bir çocukla beraber olduğunu ve nikah tarihi aldığını söyledi. Nasıl tanıştınız falan derken bana olanı biteni anlattı. Söze girip, “Beni hiç sevmiyordu Hande, dikkatini çekememiştim. Ama laf aramızda, bir büyücüye gidip onu kendime aşık ettim ve şu anda da evleniyoruz, çok mutluyum,” dedi. ‘Büyücü’ lafını duyunca bir anda ilgim daha da artmıştı. Ona, “Büyücü şans için büyü yapar mı?” diye sordum. O da, “Olabilir, sormak lazım,” dedi.
İş yerinden izin alıp onunla beraber İstanbul’dan Muğla’ya gittik. Muğla’da hemen büyücünün yanına gidip ona ne istediğimi anlattım. Büyücü de, “Tamam, şans büyüsü yapacağız ama daha sonra cinler seni rahatsız edebilir, haberin olsun,” dedi. “Tamam, sorun değil,” dedim, “Onun da çaresine bakarız.” Elime bir liste tutuşturdu: “Git bunları çarşıdan al gel. Ben de bazı otlar toplayacağım. İki gün içinde tekrar buraya gel, büyüyü yapalım,” dedi. Bu arada benden hatırı sayılır bir de para istedi. Onu da vermeyi kabul ettim. Kayżu, kendi saçım, kedi kafası otu, giydiğim iç çamaşırı ve de yılan yağı… Bunları toplayıp büyücüye götürdüm. Büyücü de getirdiği otlarla birlikte karışım tarzı bir şey yaptı. Aldığı materyallerle iki tane muska tarzı bir şeyler verdi elime. “Birini evine, birini de iş yerine sakla,” dedi. “Ne olursa olsun yerlerinde duruyorlar mı diye kontrol etme, olur mu?” dedi. Başımı salladım. Bir de elime ufak şişe içinde bir karışım verdi. “Bu karışımdan içeceklerinin içine bir hafta boyunca beşer damla damlat. Bir hafta içinde bu karışımı bitirmelisin. Ondan sonra şansın açılacak, merak etme. Bazı durumlarda sakın bahis oynamamalısın: Sokakta kara kedi gördüğün zaman kimseyle sakın paylaşma ve de çevrende sakın ama sakın at nalı olmasın. O zaman sıkıntı yaşamazsın. Bu yaptığın büyü ile birkaç tane ifrit cin sana yardım edecek. Onları bu büyü ile kandıracaksın ve de istediğine ulaşacaksın,” dedi.
Dedikleri manasız, saçma şeylerdi ama kabul ettim, “Olur,” dedim. Özellikle at nalı ve kara kedi mevzusunu anlamamıştım. Yine de dediklerine uymak zorundaydım. Hemen İstanbul’a gidip büyücünün dediklerini yapmaya başladım. Muskaya benzer büyülerin birini evime, birini de iş yerime koydum. Karışımı da bir hafta içinde içeceklerime damlatıp bitirdim. Büyücüyü aradım. “Tamamdır kızım, artık hazırsın. Bundan sonra olacakları hadi bakalım, şansın açık olsun,” deyip telefonu kapattı.
Yasal ve yasal olmayan birçok siteye para yatırdım. Gazete ve telefondan maçları incelemeye başladım. Ayrıca yorumcuları da dinleyip bahisleri almaya başladım. Hayatım değişmeye başlamıştı, hemen hemen her bahis geliyordu! Yavaş yavaş hayatıma ufak tefek dokunuşlar yapmaya başladım. Önce daha iyi elbiseler aldım, sürekli alışveriş yaptım, aşırı para harcıyordum. Mutlu olduğumu hissetmeye başladım. Bahisler sürekli geliyordu ve hesabımdaki paralar gitgide yüzümü güldürmeye başladı. Kısa zaman içinde bütün borçlarım bitmişti. Kendime çok güzel bir jip almıştım. Mükemmeldi resmen! İş yerindeki herkes bana hayran olmuştu resmen. Paranın bir güç olduğunu anlamaya başlamıştım. Bütün çalışanların ilgisi bir anda bana dönmüştü. Çok değişik ve de farklı bir kadın olmuştum.
Patronumuz da bu olanları fark etmişti ve beni yanına çağırdı. “Nedir sendeki bu cazibe, anlat?” dedi. “Bir şey değil,” dedim, “Sadece yatırımlar yaptım, onların karşılığını aldım,” diye söyledim. “Nedir?” diye sordu. “Bunu söyleyemem,” dedim ve oradan uzaklaştım. O günden sonra patronum sürekli beni takip etmeye başladı, bunu fark ettim. Bir gün masamın altındaki çöp kutusundaki kağıtları alıp hepsini kontrol etmiş, bahisten zengin olduğumu anlamış! Masama gizli bir kamera yerleştirip oynadığım bahisleri eline geçirmeye başlamış. Bu yaptığını ben çok sonra öğrenecektim. Benimle beraber o da servetine servet katmaya başladı. Onun da değişen bir hayatı vardı ama dediğim gibi, onun benim sayemde zengin olduğunu henüz anlayamamıştım.
Bir gün arabamdan inip markete bir şey almak için gidiyordum. O arada bir kara kedi ile göz göze geldim! Bana tısladı ve saldırmaya çalıştı! Hemen arabama doğru geçtim, evime doğru gittim. O gün apartmanımızda asansör bozuktu ve merdivenlerden çıkmaya başladım. O sırada doğalgaz saatlerinin üstünde bir at nalı gördüm! Eve girdim ve hemen kendimi soğuk suyun altına atıp bir duş aldım. Daha sonra gece maçlarına bahis aldım. Saat de bayağı bir geç olmuştu. Yatağa geçip uyumaya başladım.
O günden sonra hayatımın en kötü günlerini yaşamaya başladım. Çok kötü kabuslar görüyordum. Birileri ağzımı ve burnumu kapatmış gibi nefes alamıyordum, çok zor bir şekilde uyanıyordum. İş yerinde herkes bana bakıp kahkahalar atmaya başladı. Çay servisi yapan Melahat Hanım bana çay getirmişti, üzerime çayı döktü. “Ne yapıyorsun?!” dedim, “Her yerim mahvoldu!” Ama tekrardan bakınca çay tepside duruyordu ve daha servis yapmamıştı. Yani olmamış olayları olmuş gibi görmeye başladım. İş yerinde ani uyumalarım başladı. Bir gün öğle yemeği için yemekhaneye gittiğimde bazı arkadaşlarımın boynuzu olduğunu gördüm! Önümde oturan insan kaynakları müdürünün saçları bembeyaz oldu ve kafasını arkasına 180 derece döndürüp bana baktı! O anda büyük bir çığlıkla oradan kaçıp gittim!
Hemen büyücüyü aradım ve olanları ona anlattım. “Sana musallat oldular! Dediklerimi yapmamışsın! Artık çareyi kendin bulacaksın!” dedi. Telefonu kapatıp o büyücü bozuntusuna ağır küfürler ettim. Ardından Esra’yı aradım, ona da olanı biteni anlattım. “Hemen geliyorum!” dedi. Arabama geçip evin yolunu tutmaya başladım. Yolda çok değişik şeyler görüyordum. Kara kediler arabama saldırmaya başladı! Daha hızlı gitmeye çalışıyordum ama sayıları daha da artıyordu ve bir ağaca çarptım! Hemen insanlar etrafıma geldi, bir şeyim var mı diye bana yardım etmeye çalıştılar. “Bir şey yok,” dedim. O arada Esra aradı, kaza yaptığımı söyledim. “Tamam merak etme, İstanbul’da tanıdığım bir hoca var, hemen ona gitmeliyiz. O bizim işimizi çözer. Gece orada olurum ben,” dedi.
Çekiciyle arabayı çektirip taksiye binip eve geldim. Soğuk bir duş alıp kendime geleyim dedim ama banyoda birinin bana dokunduğunu fark ettim! Hemen oradan uzaklaştım. Salona geçtim ama su açık kalmıştı. Gidip suyu kapatmalıydım. Yavaşça içeri girip baktım, bir şey yoktu. Suyu kapattım ve hemen banyodan kaçarcasına uzaklaştım. Odamda üstümü değiştirdim, tekrar salona geçtim. Esra’yı aradım. “Hadi neredesin? Çabuk gel!” dedim, “Korkuyorum!” O da hocayla konuştuğunu, müsait olduğunu, hocanın Fatih’te oturduğunu, onu hemen alıp geleceğini söyledi. “Biraz daha dayan,” diye ekledi.
Salonda kanepeye uzandım ve telefonu da başucuma koydum. “Ne yapacağım ben?” derken içim geçmiş, uykuya yenik düşmüşüm. O ifrit cin rüyama gelip benimle konuşmaya başladı: “Sayemde çok zengin bir insan oldun! Artık bunun bedelini ödeme vakti geldi!” dedi. Vücudumun her yerini ısırmaya başladı! “Yapma!” diye bağırıyordum. Rüya mı gerçek mi tam anlayamıyordum ama gerçek gibiydi! Isırdıkça canım acıyordu! O arada bir yandan telefonum çalıyor, bir yandan da kapının zili çalıyordu! Bir uçurumdan aşağı düşermişçesine uyandım! Hemen vücudumu kontrol etmeye başladım. Belden aşağım tamamen şişmişti! “Ne oldu böyle?” dedim. Hemen telefonu aldım, arayan Esra’ydı. “Çabuk aç kapıyı! Yarım saattir kapıda bekliyoruz! Hadi acele et!” dedi. “Tamam,” dedim ama olduğum yerden kalkamıyordum! Esra ve hoca kapıyı kırıp içeri girdiler. Hoca hemen içeri girip baktı. “Merak etme, seni bu durumdan kurtaracağız,” dedi. “Evde büyüyle ilgili bir şeyler var mı?” diye sordu. Ben de muskaya benzer bir şey olduğunu söyledim mi yerini bildirdim hocaya. Hoca hemen onu alıp baktı. Mutfaktan bir tencere alıp içine su koydu ve büyüyü yakıp tencerenin içine attı. O arada sürekli dualar okuyordu. Evin içinde çığlığa benzer bir ses duyduk! Hoca, “Tamam,” dedi. “Başka var mı?” diye sordu. “Bir de iş yerinde var,” dedim. “Hemen oraya gitmeliyiz! Onu oradan alıp seni bu musallattan kurtaracağım,” dedi.
Telefonumdan şirketin güvenlik görevlisini aradım ve “Bir misafirim gelecek, onu şirkete içeriye alır mısın?” dedim. “Yapamam Hande Hanım, kameralara yansıyacak, üzgünüm,” dedi. Hemen güvenlik görevlisinin hesabına yüklü miktarda bir bahşiş yolladım ve “Tamam, hemen gelsin, yardımcı olurum ben,” dedi. Hoca yanına bir kap ve bir pet şişe su götürdü. Bizi oradan aradı, büyünün yerini söyledim. O büyüyü de orada yakıp yanımıza gelmişti. “Geçmiş olsun kızım,” dedi. “Allah bir daha göstermesin.” Uzandığım yerden hocaya sarılıp gözyaşı dökmüştüm.
Evet, kurtulmuştum artık. Rüya ve değişik hayaller yoktu ama felç kalmıştım! Bahis tutkusunun bedelini felç kalarak ödemiştim. İşimden ayrılıp artık sağlığım için mücadele etmeye başladım. Esra yanımda birkaç hafta kalıp bana yardım etmişti. Bir yardımcı bulmuştum kendime. Yaklaşık 2 buçuk sene kadar fizyoterapi aldım. Zor da olsa yürümeye başladım. Umarım zamanla eski sağlığıma kavuşurum. Bazı geceler yine olur mu diye korkarak yaşamaya devam ediyordum. Şükürler olsun, hiçbir şey olmuyordu. Tüm bunları ibret olsun diye paylaşmak istedim. Umarım kimse benim düştüğüm hataya düşmez.
Views: 7