Canan Karatay’dan Egzama Alarmı: “Vücudunuzda Müsilaj Var!” İşte Asıl Nedenler ve Doğal Çözümler
Egzama neden olur? Canan Karatay açıklıyor: Bağışıklık zayıflığı ve kimyasallar (deterjan, toksinler). Karatay’dan “müsilaj” uyarısı ve doğal çözümler.
- Canan Karatay’dan Egzama Alarmı: “Vücudunuzda Müsilaj Var!” İşte Asıl Nedenler ve Doğal Çözümler
- Asıl Düşman: Kimyasallar ve Toksinler
- Bağışıklık Sistemi ve Cilt Mikrobiyomu Alarmı
- Şok Eden Benzetme: "Vücuttaki Müsilaj"
- Karatay'dan Doğal Çözüm Önerileri
- Son Uyarı

Milyonlarca insanın yaşam kalitesini etkileyen, kaşıntılı ve kronik cilt rahatsızlığı egzama konusunda Prof. Dr. Canan Karatay’dan ezber bozan açıklamalar geldi. Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Karatay, egzamanın sadece bir cilt problemi olmadığını, temelinde bağışıklık sisteminin zayıflaması ve vücudun maruz kaldığı yoğun kimyasal yükün yattığını vurguladı. Karatay, durumu Marmara Denizi’ni kaplayan müsilaj (deniz salyası) felaketine benzeterek, “Vücudunuzda egzama varsa, bilin ki müsilaj var demektir!” şeklinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Günlük hayatta kullanılan deterjanlardan tarım ilaçlarına, kozmetik ürünlerden kuru temizleme kimyasallarına kadar birçok faktörün bu “vücut müsilajını” ve dolayısıyla egzamayı tetiklediğini belirten Karatay, kimyasallardan arınma ve doğal yöntemlere dönüş çağrısı yaptı.
Asıl Düşman: Kimyasallar ve Toksinler
Prof. Dr. Karatay, dayanılmaz boyutlara varabilen egzama kaşıntısının basit bir rahatsızlık olmadığını, “çok şiddetli bir alerjinin” habercisi olduğunu net bir dille ifade etti. Bu alerjik reaksiyonların birincil kaynağının ise modern yaşamın vazgeçilmezi gibi görünen ancak vücudumuza zarar veren kimyasallar olduğunu belirtti. Karatay, tehlikenin boyutunu şu sözlerle gözler önüne serdi: “Bu alerji neden oluyor? Çevresel toksinlerden, pestisitlerden (tarım zehirleri), çamaşırları yıkadığımız kimyasallardan, deterjanlardan oluyor.”
Özellikle ev temizliğinde kullanılan ürünlerin masum olmadığını vurgulayan Karatay, “Temizlik malzemeleri, deterjanlar vücutta reaksiyon yapıyor çünkü bunlar kimyasal toksinler. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bir evde temizlik yapıldığı zaman o gün kaşıntılar daha çok artıyor veya çocukların burnu daha çok tıkanıyor. Bu, kimyasalların doğrudan etkisini gösteriyor,” dedi. Deterjanlarda bulunan yüzey aktif maddeler, fosfatlar ve özellikle Karatay’ın ismini zikrettiği “Metil bromür” gibi zehirli kimyasalların cilt bariyerini tahrip ettiğini belirtti. Sadece temizlik ürünleri değil, cildimize sürdüğümüz güzellik losyonları, parfümlü kremler ve makyaj malzemelerinin de içerdikleri paraben, sentetik koku ve diğer kimyasallar nedeniyle bağışıklık sistemini çökerten ve egzamayı alevlendiren faktörler arasında olduğunu, bu ürünlerden mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Bağışıklık Sistemi ve Cilt Mikrobiyomu Alarmı
Karatay’a göre, egzamanın kökenindeki anahtar faktörlerden biri bağışıklık sisteminin dengesinin bozulmasıdır. “Aslında temel neden, vücudun, cildimizin bağışıklık sisteminin bozulmasıdır,” diyen Karatay, bu durumun cildin kendini savunma mekanizmasını zayıflattığını belirtti. Bağışıklık sistemi zayıfladığında veya yanlış çalıştığında, normalde zararsız olan maddelere bile aşırı tepkiler verebilir (alerji) veya vücudun kendi dokularına saldırmaya başlayabilir (otoimmünite).
Bununla bağlantılı olarak, cildimizin yüzeyinde yaşayan ve koruyucu bir kalkan oluşturan milyarlarca yararlı bakteri ve diğer mikroorganizmalardan oluşan “cilt mikrobiyomu”nun dengesinin de hayati önem taşıdığını ifade etti. Karatay, “Sağlıklı olan mikrobiyomların azalması, kötü olanların artması” durumunda cilt bariyerinin zayıfladığını, cildin nemini kaybettiğini (kuruluk) ve dış etkenlere karşı savunmasız kalarak iltihaplanmaya (egzama) açık hale geldiğini açıkladı.
Şok Eden Benzetme: “Vücuttaki Müsilaj”
Prof. Dr. Canan Karatay, kimyasalların vücuttaki birikiminin ve yarattığı tahribatın daha iyi anlaşılması için sarsıcı bir benzetme kullandı: Müsilaj. “Eğer vücudunuzda egzama varsa, sedef varsa bilin ki vücudunuzun içinde ve cildinizde müsilaj var,” diyerek durumun ciddiyetine işaret etti. Tıpkı denizlere boşaltılan kimyasal atıkların ve kirliliğin deniz ekosistemini bozarak müsilaj gibi anormal bir yapıya yol açması gibi, soluduğumuz, yediğimiz, içtiğimiz veya cildimize sürdüğümüz kimyasalların da vücudumuzun iç dengesini ve cilt sağlığını bozarak egzama, sedef, zona gibi iltihaplı ve anormal durumlara neden olduğunu belirtti.
Karatay, bu kimyasalların cildin en dış katmanını oluşturan ve koruyucu kalkan görevi gören “keratin” tabakasını yıktığını özellikle vurguladı: “Cildin normal dokusu bozuluyor, yani keratin dediğimiz o olay yıkılıyor… Cildimizdeki o koruyucu bariyeri yıktığı için tehlikeli oluşumlar meydana geliyor.” Bu bariyer yıkıldığında, cildin hem dışarıdan gelen alerjenlere ve tahriş edici maddelere karşı savunmasız kaldığını hem de kendi içinde anormal hücre gelişimine açık hale geldiğini ifade etti. Karatay ayrıca, özellikle pandemi sürecinden sonra egzama, sedef gibi cilt problemlerinde ve otoimmün hastalıklarda artış gözlemlendiğini, bunun da genel bağışıklık sisteminin zayıfladığının bir göstergesi olabileceğini ima etti.
Karatay’dan Doğal Çözüm Önerileri
Peki, bu kimyasal kuşatmadan ve onun sonucu olan egzamadan kurtulmak için ne yapılmalı? Prof. Dr. Karatay, çözümü radikal bir şekilde kimyasallardan arınmakta ve vücudun doğal dengesini yeniden kurmakta görüyor:
- Kimyasallardan Tamamen Uzak Durun: İlk ve en önemli adım, hayatın her alanındaki kimyasal maruziyeti en aza indirmek. Sert deterjanlar, çamaşır suları, oda spreyleri, parfümlü ve kimyasal katkılı kozmetikler, tarım ilacı kalıntısı taşıyabilecek gıdalar gibi potansiyel tetikleyicilerden bilinçli olarak kaçının. Ürün etiketlerini okuma alışkanlığı edinin.
- Doğal Temizliğe Geri Dönün: Ev temizliğinde kimyasallara güçlü alternatifler var. Karatay, “İngiliz karbonatıyla (sodyum bikarbonat) çamaşırlarınızı yıkayın, sirkeyle (özellikle elma sirkesi) bulaşıklarınızı yıkayın, sirkeyle evlerinizi, yerlerinizi silin,” önerisinde bulundu. Karbonatın temizleyici ve koku giderici, sirkenin ise dezenfektan ve kireç çözücü özelliklerinden faydalanın. Karatay, bazı durumlarda sirkenin sulandırılmadan kullanılmasını bile önerebiliyor.
- Giyim Kuşam ve Kuru Temizlemeye Dikkat: Sentetik kumaşlar yerine cildin nefes almasını sağlayan pamuk, keten, ipek gibi doğal liflerden yapılmış giysiler tercih edin. Yeni alınan kıyafetleri mutlaka yıkayarak üzerindeki kimyasal kalıntılardan arındırın. Karatay, kuru temizlemede kullanılan kimyasalların egzamayı şiddetlendirebileceği konusunda uyararak, mümkünse kuru temizlemeden kaçınılmasını veya çevre dostu yöntemler kullanan yerlerin tercih edilmesini önerdi.
- Sağlıklı Beslenme ve Doğru Hidrasyon: Bağışıklık sistemini içeriden güçlendirmenin yolu işlenmemiş, doğal gıdalarla beslenmekten geçiyor. Şekerden, işlenmiş karbonhidratlardan ve trans yağlardan uzak durmak genel iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Bol su içmek cilt sağlığı için elzemdir. Karatay ayrıca, vücudu alkali tutmanın önemine değinerek bikarbonatlı, sirkeli veya limonlu su tüketilmesini tavsiye etti. Alkali ortamın iltihapla mücadelede rol oynayabileceği düşünülüyor.
- Kaşıntıya Anında Doğal Müdahale: Egzamanın en rahatsız edici belirtisi olan kaşıntıyı hafifletmek için Karatay, yine doğal çözümler öneriyor. Kaşınan bölgelere suyla seyreltilmiş elma sirkesi veya bikarbonatlı su (bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat) sürmenin anlık rahatlama sağlayabileceğini belirtti: “…orada oranın hakikat kaşıntısını da azaltır sizi de rahatlatır ve orada gelişmekte olan sağlıklı dokuların kök hücrelerinin beslenmesine de sebep olur.” Bu uygulamaların cildin pH dengesini düzenleyerek ve yatıştırıcı etki göstererek kaşıntıyı azalttığı düşünülüyor. Ancak açık yaralara uygularken dikkatli olunmalıdır.
Son Uyarı
Prof. Dr. Canan Karatay, egzamanın ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunu olduğunu ve bunun vücudun kimyasal kirliliğe ve bağışıklık sistemi dengesizliğine verdiği bir yanıt olduğunu bir kez daha vurguladı. Gerçek ve kalıcı çözümün, belirtileri geçici olarak baskılamak yerine, yaşam tarzını değiştirerek kimyasallardan arınmak, doğal ve sağlıklı beslenmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını desteklemekten geçtiğini belirtti.
Views: 0